Feeds:
Yazılar
Yorumlar

ÇARESİ SARHOŞ DİZELERİ…

Küçük kayıkla açılmıştım bir ağustos sabahında

Yalnızlık sarhoşu olmuş kendimde kaybolmuştum

Boşa kurulan hayallerin dibe vurmuş olduğu okyanusta

Sana seni anlatmaya geliyordum…

Tebessümü kalbime dokunan bir pansuman gibi

Yaramı hafifletiyor birazda canımı yine yakıyor

Oysa sevda;acısı kadar güzel bir hikayedir

Tıpkı ellerinde kaybolan gözlerinde doğan benliğim gibi

Güneşi batmayan bir rüyada gezinen miskince serseri

İki ayağının birbirine söz geçiremediği aheste dizeleri

Geride kalan dökülen gözyaşlarıyla silinmiş anı defteri

Küllerinden doğan bir hayat ağacındaki dilek bu şiiri

İyi dinleyin der size satır satır kalbinizin sesini…

MERT AKSOY

SEVMENİN ŞAİRCE ADI…

e3a6a_ncir-Reçeli-2-Film-Müziği-Sözleri

Sevmek yaşlanmış bir ağacın gölgesine sarılmak gibidir

Yalnızlığı aldatıp başka bir bedende ben olabilmektir

Körkütük sarhoş olup üşüyene kadar sokaklarda dolaşabilmektir

Sensiz günlerde saydığım çiftlere inat el ele gezebilmektir

 

Sonsuzluk saydığım şiirleri gözlerine baka baka okuyabilmektir

Ağlamaya süresiz paydos verip gülmeyi doya doya öğrenmektir

İçtiğim çayımda şeker sayısını bile iki katına çıkarabilmektir.

Soğuk yatağımı ısıtmak için iki nefes soluyup ısıtabilmektir

 

Sevmek iki gönlü bir ateşte soğumaksızın yoğurabilmektir

Kuşkusuz bakışlara bambaşka lisanda  yazabilmektir

Gölgesine gölge olup cihanda bir biz düşlemektir

Sadece iyi kilerle dolu hikayenin başrolleri kalabilmektir.

 

Yani sevmek sendeki gülüşte kuş olurcasına uçabilmektir

Berduş kalıp yine de sana muhtaç olmaya razı olabilmektir

Çünkü sevmek sensin sevgilim

Sen olabilmektir…

MERT AKSOY

ÜÇ HECE…

Berduş gecelerde kanayan yaramsın sen,

Sevgilim…

Üç hece bir insana neden bu kadar ağırdır?

Neden yürekte taşınamayacak kadar acıdır?

Yoksun ya hani yanıbaşımda

Bilmem kaç kilometrelerce uzağımda

Yastığına başını bensiz koyduğunda

Sabahlara bensiz gözünü açtığında…

Ah sevgilim!

Yoksun ya sen şu sol yanımda

Nefessiz kalıp kalıp susuyorum ya sana

Alevsiz cayır cayır yanıyorum ya sana

Kör sağır kesiliyor aşk dileniyorum ya sana…

Ah be ah sevgilim…

Yaşarken koydun beni mezarıma

Elveda yazdın ya musalla taşıma

Beterin beteri koyup gittin bilmediğim diyarlara

Değer miydi söylesene hadi sevgilim…

Nazar değen kalplere kilit vurulur mu?

Esir düşen saatlere kibrit yakılır mı?

Kalem tutan eller idama tutulur mu?

Yokluğun…

Umutsuzluğun…

Yalnızlığın…

Günahı olur mu sevgilim?

Peki ya son nefesimsen sevgilim?

Affı olur mu?

Hakkını helal et sevgilim

Hakkımı helal et…

SEV BE ARTIK SEVGİLİ

Resim

Kulu olduğum rabbim neden kulu ederki beni sana?

Söylemediğin duymadığım her kelimeyle neden yaşatır ki beni?

Gözlerinde görmek istediğim aslında sana sonsuza dek gülecek gözlerim..

O küçücük gamzelerine dokunamadığım ellerim

Buz kesiyor dermansız kalıyor…

Çölde gezen bir garip leylasız gibi gecelerim

Duymak istemiyor seviyorum kelimesini…

Yaşamak,yaşatmak istiyor

Sevginin en şüphesiz yalın halini…

Satırlara değil o melek yüzüne haykırmak istiyor

Güzel yepyeni masum hayallerini…

Filizlenecek gül kokulu sen kokulu umut güllerini….

Korkma!

Sev be artık sevgili…

MERT AKSOY

KIRIK KANATLI MELEK

KIRIK KANATLI MELEK

Kırık kanatlı meleğim,
Yağmurlarımın bereket sebebi
Sensiz geçen her aylarımın katili
Özlediğim her kelimede saklı sevgi gibi
Seni bekleyeceğim…
Geldiğinde takvimlerden solan her yaprak için
Seni bir kez daha sevdiğimi söylerim
Sol yanımda,her anımda kal isterim
Olmaz dersen şayet olduğun yere giderim
Esen rüzgar gibi hoyrat kesilirim
Dem vurup gecelerime ihanet ederim
Her sabahın güneşini sana toplar getiririm…

KAYBOLANLARA…

Görsel

Karanlığın krallığında masum bir siluet

Gökyüzünde hüngür hüngür ağlayan bir nöbet

Kasım geldi geçiyor ve sen yoksun aşka ihanet

Ucu bucağı belirsiz ayrılığın koynunda ise şikayet

Sokak lambalarında yalnızlığım yansıyor sokaklara

Ellerim tutmuyor gözlerim görmüyor sensiz zamanlara

Adı ihanet soyadı sevda olan bir can yazıyor geçen yıllara

Hasret denen iki heceli ömrü zindan ediyor kaybolanlara…

                                                                         M.AKSOY

İKİ HAYAT İNTİHAR EDİYOR…

Görsel

Ahizenin ucunda bir ses;
Çok özledim ben seni diyor,kokun buram buram esiyor
Titreyen sesiyle vuslat etmiş yüreğe haykırıyor
Gel artık nerelerdesin sevdiğim!
Takvimler soldu gitti yaprak misali
Penceremdeki menekşeler bile küstü sahi
Senin aldığın gözün gibi bak dediğin menekşelerin….
Mektuplara sarılıp uyuduğum geceler sayısız
Resimlerimize bakıp bakıp döktüğüm yaşlar acımasız
Susuyor çaresiz beklenen;
Yutkunuyor boğazı düğümleniyor
Hüküm yemiş sözleri;cezası müebbet suskunluk!
Oysa bilseler asıl o her nefeste sızım sızım kanayan
Her sabahına güneşleri doğmayan
Yaz yağmurlar gibi ansızın hüngür hüngür ağlayan…
Tek cümle çıkıveriyor dakikalar sonra dilinin ucundan
Beni arama!
Arama yoksa sesini bir daha duyduğumda
Diri diri gömülürüm mezara…
Tek heceli bu et parçası kaldıramaz ağlayışına
Unut gitsin çaresiz bu fani kadersizi
Unut ki hayatın namlusu inletsin beni
Vursun ve bitsin…
Kısa bir sessizlikten sonra o ses görüşmeyi bitiriyor
Aradan saatler geçmeden beklenen yine aranıyor
Bu kez ahizede başka bir ses;
Alo! Nişanlınız trafik kazası geçirdi…
Telefon orada kapanıyor…
Kapanan telefon değil;iki hayat intihar ediyor…

LİSAN-I AŞK

Dem olur bir çift söz kalp denen tek hecelide
Hasret kış olur;yağar kar misali her gecede
Oysa bir hikaye gibi okurdum seni ömrümde
Lisanı aşk olsa meali yalnız buğulu gözlerinde…

MERT AKSOYGörsel

MUTLULUK

Hani dedin ya sesini duymak beni mutlu ediyor,iyi geliyor…
Sen bir de kendi sesinin tadını bilsen,yüreğimi titretiyor…
O edalı seslenişin,günaydın deyişin her sabahımı aydınlatıyor…
Sırf bu yüzden güneş bence artık seni kıskanıyor…
Gülüşüne gelirsek o an sanki koca dünya dönmüyor,duruyor…
Karşıma geçmiş hayalin,seni çok görmesemde kendini bana izletiyor…
Ağladığım gecelerimde başını omzuma koyup susturuyor…
Kızdığım anlarda sarılıp beni hayata bağlıyor…
Umutsuz,zamansız kalışlarımda bile vazgeçmiyor…
İşte tüm bunları yaparken;
Yeni bir beden,ruh,insan oluyorum….
Hayata daha farklı,mutlu ve azimli bakıyorum…
Benim için “mutluluk” yaşamayan bir olgu iken seninle yaşıyorum sessiz ve derinden..
Acele etmeden,her güzelliği derinlemesine yaşarken…
İşte bu yüzden;
Hayatımda iyi ki varsın sen…

Mert AKSOY

SON MEKTUP

Çok zalimsin!

Bana bir şans daha verseydin olmaz mıydı?

Ne yapacağım ben şimdi?

Yine yalnızım…

Yalnızdım sen buldun beni

Yine yalnızım sen bıraktın beni

Yazdığın satırları mesajları okuyarak mı avunacağım yıllarca

Her gece saatlerce ağlayıp sabah kalkıp öğrencilerim için mi güleceğim sadece

Birbirimizi ne zaman affetmek istedik ki

Ne zaman affetmeyi denedik?

Saatlerce sadece bakışmayı sadece sarılmayı bildik

Saatlerce sorgulamadan her şeyi umursamadan sevdik biz!

Ne çabuk unuttun?

Ne zaman unuttun kokumu,parlayan gözlerimi,damla damla dökülen gözyaşlarımı…

Hangi gün sevmedim saymadım o gözlerini,sesini,kalbini

Titreyerek sarıldığın saniyelerin her birinde yeniden doğmuş gibi hissettim

Yanında olamadığım her saniye aynı zaman da ölmek istedim

Hayallerimden vazgeçtim sadece seni istedim

Yaşadığım her dakika da hatasıyla anısıyla seni sevdim seni bekledim

Terk etmedim vazgeçmedim senden asla şüphe etmedim…

Sen vazgeçmemden korktun ağladın sarıldım sımsıkı sarıldım

Sevmediğimi söyledin gözlerine baktım dudaklarına karıştım…

Yalan söyledin iftira attın ayrılmak istedin yine ama yine içim titremedi

Canım acıdı yine de sarıldım yarınlarımıza

Beyaz duvaklı hayaline,evimizin barkımızın kurulduğu senelere,

Çocuklarımızın adını koyduğumuz komik ama güzel saniyelere…

 

MERT AKSOY

BİR AŞKIN EVRİMİ

Görsel

Zincirlerim kırılıyor sil baştan,

 

Kelimeler yerini buluyor yavaştan,

 

Hüznüm makam olup nağme yazıyor

 

Sarhoşken aşktan,

 

Yaşayan o eller düşleşiyor

 

Toprak örterken acımadan,

 

Ne gülüm kalıyor ne de sümbülüm

 

Solup giderken sen anlamadan,

 

Çareler çaresizlik yazıyor

 

Ölüm bize kafa tutuyor

 

Günümüz ağarmadan

 

Gözlerimizde yaşlar akmadan…

 

                                                                                                                      MERT AKSOY

KAHVE GÖZLERE MEKTUP

Görsel

Görmek istemeyen gözlerine yazıyorum bu satırlarımı
Dokunamadığım ellerindeki sıcaklığı hissederek yazıyorum
Sensiz bir gecenin daha bitişinde çayımı yudumluyorum
Ve her güneşin doğuşunda sana günaydın deme isteyişlerim büyüyor
Kitleniyor dilim susuyorum ömür boyu sensiz geçecek senelerime
Resimlerinde yaşıyorum ölümsüz aşkımı
Seni seviyorumlarımı o güzel ışık saçan kahve gözlerine değil
Bir kağıt parçası olan sahte şeye söylüyorum
Korkuyorum…
Ne biliyorsun ne hissediyorsun ne söylersin
Belki de alay edersin kim bilebilir vazgeçiyorum
Melek yüzüne bakıp bakıp avaz susuşlarımla kamçılıyorum yüreğimi
Seni senden çok sevecek cesaretimi esir ediyorum gölgeme
Korkuyorum ve gidiyorum….
Belkide bir daha görüşmemek üzere yabancı şehirlerde
İki yabancı olmak üzere
Gİdiyorum….
Gitmeden de günlerce aylarca sakladığım sözcüklerimi
Bu mektubuma sığdırıp sana yolluyorum
Son sözüm hoşça kalmanı istiyorum
Seni seviyorum….
MERT AKSOY

BAŞKA

Keşke şu hayatında anatomisi olsa

Belki her şey daha farklı olurdu

Ne bileyim ayrılıklar daha sancısız

Aşklar daha nazsız bulunurdu

Gönlüne kilit vurmuş kişilere çare

Değer kelimesinin iki hecesine köle

Bencil kişiliklere meze olmazdık böylece

Ricalar, Saygılar zihnimizde

Bakışlar daha bir özümüzde

Seni Seviyorum’lar altın değerinde sunulurdu

Üç günlük dediğimiz bir ömür

Aldığımız her nefes ayrı bir heves

Gidilen her yol daha bir özel olurdu

Omzunda başı, üstünde cennet kokan edası

Bir ömüre evet derken parmağındaki alyansı

Aslında kalbim kalbinin deyişinin imzası

Yani çalan şarkımızda edilen dansın hatırası

Olmalıydı…

Keşke şu hayatında anatomisi olsa

O zaman bu satırlarda keşkeler, belkiler yerine

İyi ki varsınlar, sonsuza kadarlar olurdu

Kısaca Aşk b(AŞK)a olurdu…

Evim-sensin-filminin-konusu-Öyküsü

Kırmızı ojelerin bembeyaz ellerin

Kim derdi bırakıp gidecek beni

Oysa kokun işlemişti derinliklerine yüreğimin

Nasip değilmiş ebediyete dek görmek kara gözleri

Eşyalar değişir hatta solgun süren hayatlar

Bir tek anılar kalır adeta senden bana yara izi gibi

Gökyüzüne sarılışlarım çoğalır anlamsızlaşır

Saatler durur çiçekler kurur dünya yalnızlaşır

Sonunda vardığım nokta yine aynıdır

Aşk içimizde zahiri bir aynadır

Mutlak olan baki yalnızlıktır…

MERT AKSOY

GÜZEL ve ÇİRKİN

Gülüşü sende yaşadığım

 

Aşkın güzelliğini sende tattığım

 

Nazlı nazlı konuşmalarında anladığım

 

Sürme sürme bakan gözlerine yazıyorum

 

Kıyamıyorum

 

Cennetten kopup gelen bir melek misali

 

Seni kendime saklıyorum

 

Paylaşamıyorum

 

Satırları yazarken seni kendimden sakınıyorum

 

Canım deyişlerinde yeniden doğuyorum

 

Tenin tenime değdiği anda

 

Ellerin ellerime kavuştuğunda

 

Hikayemizi yazıyorum

 

Sen güzel ben çirkini oynuyorum…

 

MERT AKSOY

DÜŞLER BİZİM OLSUN

Geceleri yalnızlık üşütür beni

Sen düşersin zihnimden yanıbaşıma sarılırsın sımsıkı

Gülüşün örter seni seven ürkek yüreğimi

Karanlığım aydınlatır bakışlarında saklı masumiyeti

Düşler bizim olsun inat etme sevgili

Güzel günlerden mahrum bırakma bizi

Ellerin ellerimle nefes alıyorsa

Uykularım senin için kaçıyorsa

Deniz seni bana hatırlatıyorsa

Bırak düşler bizim olsun sevgili

Eylüller ayrılığı değil bizi anlatıyorsa

Güneş kordonda üzerimize doğuyorsa

Zaman kısa yüreğini bana aç sevgili

Bir düş bir aşk bir hayat olmaksa

Düşler bizim olsun sevgili…

AŞKA NİYET

Günahın ben olayım

Yoluna ışık tutayım

Nefesin olup tek solukta içine dolayım

Yeter ki vazgeçme sevginden benliğinden kurban olayım

Dünya zindan olsa seninle müebbet yatmaya razıyım

Her bir hücrene can olayım

Söylediğin söz yazdığın satır olarak kalayım

Bil ki daha nice şeyin olmaya hazırım

Yeter ki kalbimde ol diye allaha sığınırım

MERT AKSOY

KIRGIN KALEM

Kırgındır kalemim satır yazmaz

Melek yüzlü şeytanlara nefes harcamaz

Yoluna koyulurda bir daha ardına bakmaz

Gecesini gündüzünü bir kalbe bırakmaz

Kırgındır kalemim satır tutmaz

Ne kağıdına mürekkep ne de gönlünden yaş akıtmaz

Zaman denen külfete aldırmaz

Kederi acısı yüreğine del olur sel olmaz

Kırgındır kalemim sana yazmaz

Yazacaksa her satırda da acımaz…

MERT AKSOY

GÖZÜM

Nasılsın gözüm?


Hayli zaman olmuş seni görmeyeli

 

Terk ettiğin gece vardı ya hani

 

İşte o zamandan beri

 

Bensiz günler sana yaramış

 

Gittikçe güzelleşmişsin

 

Tek değişmeyen gözlerindeki bakış

 

Asla unutmam onları bilirsin

 

Beni sorarsan hamdolsun iyiyim

 

Gidişinden sonra ne kadar iyi olabilirsem

 

O kadar iyiyim

 

Yine de ekmeğimden aşımdan vazgeçmedim

 

Bir tek kalbim kör kaldı sen gidince

 

Aşksız kaldı be gözüm yani sensiz kaldı

 

Tıpkı çölde susuz kalmak gibi sensiz olmak

 

Bilir misin bu acı mı acı hissiyatı

 

İçimde kapanmaz bir yara olmak

 

Çırılçıplak bir yalnızlığa bırakılmak

 

Bilir misin yazdığım bu satırların anlamını

 

Çekebilir misin avaz susuşlarımı

 

Söyle be gözüm

 

Sahiden içindeki aşk öldü mü?

 

Dizlerimde uyuyan gülüm mü?

 

Beni terk edip diri diri gömen

 

Sen misin sahi gözüm?

AYRILANLAR’a ve KAVUŞANLAR’a…

Sarıp sarmaladım yalnızlığı

Yağmur altındaki insanlığı

Ayrılanlar ve Kavuşanlar arasında

Buldum “Zaman” denen farkı

Koşmak lazım ardına bakmadan

Söylemek gerek aradığın yarını

Gözünü karartıp düşmek ellerine

Hayat denen bir garip hikâyede

Gülümse durma neden diye

Hadi durma birkaç sebep söyle

Kolay değil insan olmak bir yerde

Belki de huzur bulurum sözlerinde

                                          MERT AKSOY

TERK EDİLMİŞ AŞK

Bildiğinden şaşmıcaksın

Yalnızlığa kucak açıcaksın 

Dünya bu kadar yalan oldukça 

Kaderimizde düzgün bir aşk olmayacak  

Ömür denilen mürekkep değmiş deftere 

Özlem yazılmış bir kere

Çok sevsemde aramızda uzak mı uzak mesafeler

Bitmek binmeyen günler aylar hatta seneler 

Ne yapsam belimiz doğrulamayacak

Çıkışı olmayan bir yola girip kaybolacak

Belkide başka bedenlerde yaşayacak

Terk edilmiş bir aşk olarak kalacak… 

MERT AKSOY

ÖMÜR DEDİĞİN…

Gökyüzü değil gidişinden beri ağlayan,

Eller değil yüreğimi sarıp sarmalayan,

Bir saniyenin bile kölesi olacak kadar dayanan,

Kat ve kat vuslatına kurban olan

Ölümüne sevdalanmış bir kalemim aslında gözlerine bakan,

Bilesin fermandır çıkan her söz o dudaklarından,

Tek şeyi unutmadan;

İçindeki beni kovmadan kırmadan

Ömür dediğin hayale kavuşmadan….

  M.AKSOY

NEFESİM

Aydan kopmuş bir ışık parçası hayatıma

Sarhoş bulunmuş bir gönül yarası yarınıma

Eşsiz,çaresiz düştü bir gece sonbaharıma

Mutluluğu yazdım dizlerinde uyurken vuslatıma

Şarkı olup söyledim son kez de tek aşkıma

 

Bilesin ki yarınım senin nefes alışın

Yediğim aşımdan içtiğim suyuma sebep varlığın

Gözlerine kapılışım beklemediğim bir alınyazın

Kader denilen defterime yazılmış en güzel adın

MERT AKSOY

GÜNAYDIN SOL YANIM

Günaydın sol yanım

Sensiz bir sabaha daha nasıl katlanırım

Çalan radyoyla uyanışım

İncir Reçeliyle yaptığım kahvaltım

Kaderin cilvesine inat yudumladığım şarabım

Gece olduğunda sırtımı dayadığım sıcak kadınım

Sensiz ben bu dünyaya ben nasıl katlanırım

Söyle nasıl yazarım nefes alırım…

MERT AKSOY

BUGÜN YİNE ALDATTIM

Bugün yine aldattım

İnadına yalnızlıkların,ayrılıkların

Bir bedene daha karıştım

Nedensizce bakışların,dokunuşların

Sonra sessizce uykuya daldım

Afili kabusların,karanlıkların

Tükettim seni içimde kalakaldım

Nefessiz kalışların,ağlayışların

Son kez sana yazarken hatırladım

Vedasız bırakışın, yüreğimi aldatışın

Ve kara sevdamı ebediyete bıraktım

Bedenimle birlikte kara toprağın

ADI SENDE SAKLI

Derinlerde yaşayanlar vardır her insanın aklında. Adı her zaman sende saklıdır.   Kurtuluşun olamaz o kişilerden şeytan tüyü vardır onlarda beynini kazır en yalnız kalışlarında, karanlık gecelerde yürüdüğün o yollarda. Sonra eve varırsın yağmur başlar bardaktan boşalırcasına. Karanlık odanda eline aldığın 1 fincan çayınla yanaşırsın pencere kenarına ve seyredersin o gökyüzünün gözyaşlarını. Bir an kendine gelir irkilirsin fark edersin ıssız sessizliği ve radyonla oynarsın.Cızırtıların arasında bir ses yükselir.Donup kalırsın o anda.Çünkü o seste sana adı saklıyı hatırlatır.Dizlerinde yatarken dinlediğin şarkıdır.

Gökyüzü ağlayışını sana bırakır birkaç damla yaş süzülür yanaklarından. Elindeki çayı duvara fırlatır yıkılırsın. Kırıp dizlerini yere kapanırsın. Neden dersin kendine Neden? Bile bile neden ararsın bulamazsın öylece. Sonra sanki biri sana fısıldamış gibi kalkarsın kıvranırsın bir koltuğa kalırsın ifadesiz bir şekilde. Ellerin kesilmiş, gözlerin kör kesilmiş, nefesinse buz kesmiştir. Yüreğin dışarı çıkmıştır o an. Oturmuştur yanı başına izliyordur seni yaralı yaralı.

Derken hüzün üstünü bir yorgan gibi örerek seni taşır rüyalara. Bir zil sesi duyarak uyanırsın. önce anlam veremezsin sonra bir koşu bakarsın kapıya. Bakkalın çırağı gazete ve ekmeğini getirmiştir. Suskunca alıp kaparsın kapıyı sonra gece gelir aklına ve ardında yerlerde kırılmış fincan parçaları ile açık kalmış bir radyo bulursun. Saate bakarsın bir işin olduğu aklına gelerek giyinip çıkarsın. Neyse ki zar zor vapura yetişirsin. Sıcak bir çay ile simit alıp yersin. İşe vardığında en yakın arkadaşın yine durumunu anlayarak yanına varır. Önce ağzını arar sonra baktın pas vermiyorsun akşam yemeğe çağırır. Sende kıramazsın elbette ricasını. İş çıkışı gelir çatar. Kısa alışverişin ardından iki erkek güzel bir akşam yemeğinin yanında birer kadehte şarap parlatmak isterler.

Mesele buradan sonra.En yakın arkadaşın ilk kadehin dibini vurduktan sonra alır eline liseden kalma gitarını başlar tıngırdatmaya.Önce susarsın sonra başlarsın dize dize dile gelmeye.İçindeki herşeyi şarkılara döküverirsin.İkinci kadehten sonra müsade istersin artık.Yine koyulursun karanlık yolların ardına.

Eve vardığında önce kapıda bir durursun. Ayakların geri geri kaçar. Bedenin ruhundan koparcasına imdat der sana. Bari bu gece yapma kendini koyuverme yalnızlığa. Bak dostların var üç günlük dünyanda. Oysa yüreğin dili olsa ne söverdi şu dünyaya. Derken aynı senaryo tekrar eder gider bir ömür daha tükenip adı saklına ulaşana kadar. Bir gerçek vardır. İnsan bir kez düşüyor aşka yaşarsan ne ala kaybedersen nefes almak haramdır sana.

NEYDEKİ DEMDEN KALPTEKİ DİLE…


Asrın kanayan yarası ah bu yalnızlık

Kör kumaştan bozma dikilmiş bir bez parçası

Ağlatır içimi sızım sızım

Gözlerimi kilitler ayrılık makamları

Ellerimi buz keser bendeki sen sancısı…

Ahu bakışlarını anımsattı az önce geçen ufaklık

Kıyamet gibi kopar o an “nerdesin” haykırışlarım

Berduş hallerimle yanar yanar susarım

Ey ruhumun kök salan güzel goncası

Ey inadımın kırıldığı serçe yürekli canı

Bertaraf etme şu dilsiz seven garip şair adamı…

Gecemin kandili ol ki ışık olup sana yanayım

İçtiğim suyum ol ki bereket olup yağayım

Esen yelim ol ki kas kavrulup sana kavuşayım

Dön artık yarenlik mertebesinin sahibi

Eda saçlım sümbül kokulu çağlayanım

Dön…

MERT AKSOY

 

 

SESSİZ NASİHAT

yunusemre2-s

Bitmiyor gecedeki o sessiz nasihat

Ellerini istiyor sensiz öksüz kalan bu zat

Kimseyim neyim arıyorum lakin bulamıyorum

Yunus misali yollara düşmüş bana seni gerek seni diye dilleniyorum

İnat etme gayrı ey nazlı sümbülüm

Bahar kokulu cennetten çıkma sevgili..

Bitap düştüm vuslat ateşinde kavrulurken

Dizlerim çözülmüş mecnun gibi çöllere düşürme beni

Var artık bize, biz olmaya

Ey gecemin mehtabı olan sevgili…

AŞKTANDIR..

Bırak ey güneşi doğmaz ruhumun palangası

Bırak ey diyarları gezip bulamadığım düşümün gerçek hikayesi

Kanıyorum her vazgeçişinde her veda edişinde

Oysaki gitmiyor

Her zerreme her seferinde yeniden karışıyorsun

Desem ki bir kuru aş suya kanarsın

Bilirim ki cevabın aşktandır

Aşkla yol alanın aşkı başkadır

Aşka gidenin aşka aşkı başkadır…

BİZ CUMHURİYETİ

knjbjks

Kararmış yüzlerin aydınlığı gibi

Zamansız ve mekansız bir sevgi…

Saatimin akrebi sen yelkovanı ben

Kovalıyoruz vazgeçmeden…

Geçen her salise bir nefes aşk ki

Yorulmuyoruz birbirimizden…

Hür ve güzeliz,

Yaşıyoruz biz cumhuriyetini,

Binbir gece masallarındaki mutlu sonlar misali

Gülün beyazındaki saflık ve yudumlanan çaydaki tat sanki

O ellerin ve gözlerin ey sevgili…

MERT AKSOY